Acın gözi haroda
olur:
Karnı aç olan,
yiyecekten başka
bir şey
düşünemez.
Acela siçan iki
defa siçar:
Acele yapılan
bir
işte
hata çok olur ve
tekrar yapmak
icab eder.
Ac avi oynamaz:
Karnı aç olan,
bir iş yapmaz.
Acinan tiplah
qudurğan olur:
Aç ve çıplak
insanlar, aşırı
davranışlarda
bulunur ve
toplum ahlâkını
hiçe sayabilir.
Ağanın mali
hızmetkârın cani:
Hizmetkâr,
ağanın malını
(zengine
yaltaklık
derecesinde)
ondan fazla
kollar.
Ağır otur ki
batman qaxasın:
Toplum içinde
ağır başlı
davran ki
itibarın olsun.
Ağır oturan
yencilek qalhar:
Oturup kalkmayı
bilmek, insana
itibar
kazandırır.
Ağırmiyan başın
ağırtma:
Lüzumsuz işlere
karışarak
huzurunu bozma.
Ağlamiyana meme
verılmaz:
İhtiyacın olan
şeyi istemesini
bilmelisin;
girişken
olmalısın.
Ağliyanın mali
gülene xeyir
etmaz:
Birinin malını
haksızlıkla
alan, o maldan
hayır görmez.
Ağzi açuğun
malıni gözi açuh
yer:
Malına sahip
çıkmayanın malı
elden gider,
başkası alır.
Alişux götun
töbesi olmaz:
Bir kimse, tövbe
etse de kötü
alışkanlıkları
terk etmesi
zordur.
Aqılli olsun,
duşmanım olsun:
Akılsız biri,
dost da olsa ne
yapacağı belli
olmaz.
Arkadaş yolda
belli olur:
İyi arkadaş
lâfla değil,
yaptıklarıyla,
tecrübeyle
anlaşılır.
Aşuh gezagan,
dertli söylagan
olur:
Halk şâirleri
çok gezdiği
gibi, dertliler
de çok
konuşurlar.
At sahabına göra
kişnar:
Bir işi iyi
yapmak için âlet
kadar o âleti
kullanan insan
da önemlidir.
Ataş olmiyan
yerdan duman
tütmaz:
Bir söylenti
varsa, aslı da
vardır.
Avi avidan
qorhar:
Zorbalar,
iyilikten değil
zorbalıktan
anlar.
Avi dağa küsmiş,
dağın heberi
olmamiş:
Birinin haberi
olmadan ona
karşı tavır
takınmak.
Avi na bilur
hurma na
taddadur:
Bir şeyin
kıymetini
anlamamak; lâyık
olmadığı nimeti
horlamak.
Ayranım olsun
yohsa, sinek
Bağdat’tan galur:
Satılacak bir
şeye eninde
sonunda müşteri
çıkacaktır.
Baltada varisa
sapta da var:
Kavga tek
kişiyle olmaz;
iki tarafta da
kusur var.
Başi bir
quruşinan
barabardur:
Çok cimri;
kimseye bir
kuruşluk iyilik
etmeyen.
Bir uyuzli dana
bir nahıri
pohlar:
Yaramaz bir
kişi, içinde
bulunduğu
toplumun da
huzurunu bozar,
itibarını
düşürür.
Çalma qapımi
çalarlar qapıni:
Kimseye karşı
kötülük
düşünürsen, biri
de senin için
kötülük düşünür.
Çahçah başi
gozuni qırar,
degirman
bilduğuni ügüdur:
Çaxçax, tahılın
değirmen taşına
düzenli olarak
dökülmesini
sağlar. Ama
önemli olan
suyun gelmesi,
çarkın ve taşın
dönmesidir. Taş
ve çark neyse
bir işin ustası
da odur; usta,
işini bildiği
gibi yapar.
Çay geçarkan at
degişdurulmaz:
Bir işi yaparken
rasgele araç
değiştirilmez.
Çocuği yolla pox
yemaya, peşına
get ki çoh
yemiya:
Henüz
olgunlaşmamış
bir çocuğa bir
vazife verince
takip de
etmelidir; aksi
takdirde
telâfisi olmayan
bir netice
çıkabilir.
Çocuh var ki
vezir edar,
çocuh varki
rezil edar:
İyi
yetiştirilmiş
bir çocuk
ailesine itibar
getirir; iyi
terbiye
verilmemiş
çocuğun da
ailesine ve
etrafına zararı
dokunur.
Çüruk tahta muh
tutmaz:
Bir iş yaparken
sağlam malzeme
kullanmalı; her
işin temelini
sağlam kurmalı.
Dana pohi suvah
tutmaz:
Henüz
olgunlaşmamış
bir çocuktan
büyük işler
beklenemez.
Deli alacayi,
molla selacayi
sevar:
Zevk ve
estetikten
mahrum deli,
karışık renkleri
sever; bazı
mollalar da para
kazanacağı için
ölü çıkmasını
bekler.
Dereyi görmadan
paçalari sivirma:
Yapacağın işin
mahiyetini
bilmeden o işe
başlama; kötü
sürprizlerle
karşılaşabilirsin.
Dilin gemugi
yoxtur:
Dil iyi de
konuşur kötü de;
mühim olan iyi
şeyleri
konuşmasıdır.
Eceli galan it
cami duvarına
işar:
Belâ arayan
kişi,
münasebetsiz bir
iş yapar,
belâsını bulur.
Egri otur, doğri
qonuş:
Her ne olursa
olsun gerçekleri
dile getirmekten
çekinme.
El elın eşşegıni
türki çağırarah
arar:
Kendi işini
kendin yap; zira
başkası senin
işini keyfine
göre yapar!
Ela erıniyer ki
ita dayi diyer:
Tembel kimse, iş
yapmamak için en
liyakatsiz
kimselere bile
minnet eder.
Emanet ata binan
çabuh enar:
İşini kendi
âletinle yap,
başkasınınkine
güvenme.
Eşşek olursan
semer vuran çoh
olur: Saf
olursan,
suistimal eder,
iyi niyetini
kötüye
kullanabilirler.
Ev yıhanın evi
olmaz:
Kötülük yapan
kötülük görür.
Gena galduh
karapana:
Gezgin
Çingenelerin
karapanda
(köylerde üstü
örtük, önü açık
mekân)
konaklaması
gibi, dönüp
dolaşıp aynı
yere gelmek…
Götüna bahmiyer
da kendından
beyuk işlara
girişiyer:
Haddini aşan
işleri yapmaya
heveslenmek.
Gövul vardur ki
gula qonar,
gövul vardur ki
poha konar:
Gönül, kendine
münasip olanı
yani iyiyi de
sevebilir,
kötüyü de
sevebilir.
Hers galur goz
qaralur, hers
gedar yuz
qaralur:
Aşırı sinirle
kendini kaybeden
kişi, ağzına
gelen söyler;
kendine
geldiğinde de
söylediklerinden
utanır.
İki osuruh bir
dohtora bedeldur:
Aşırı gazın
verdiği
rahatsızlıktan
kurtulmak, bir
doktor tedavisi
kadar insanı
rahatlatır.
İşi yoquşta tut
da eniş galursa
ihbala:
Bir iş yaparken
zorlukları
dikkate almalı
(İşini kış tut,
yaz çıkarsa
bahtına, sözü
gibi).
İt iti arar da
Şam’da bulur:
Sevimsiz
insanlar, dost
olarak kendine
yakışan birini
nerede olsa
bulur.
İt utansaydi don
geyardi:
Ahlâksız
insanlarda,
utanma duygusu
da yoktur.
İt zorinan
tavara getmaz:
Köpek zorla
sürünün peşinden
gitmeyeceği
gibi, bir
kimsedebir işi
gönülsüz yapmaz;
yapsa da hayır
gelmez.
İtın ayağıni
taştan esirgama:
Yaramaz kimseye
merhamet etmenin
faydası yok.
İtın hatri yoxsa
sahabının hatri
var: Kötü
olan bir kimseye
iyilik yapmak
istemesen de,
akrabasının
hatırı için
iyilik yapmalı
Aci oynatma,
tohi tepratma:
Aç, hâlsizdir,
iş yapamaz; hâli
vakti yerinde
olanın da dünya
umurunda
değildir,
keyfine bakar.
Aqılli sayı
sayana qadar
deli köpri geçar:
Akıllı, bir
işten önce ince
hesap yaparak
zaman
kaybederken,
deli hemen
harekete geçer.
Burada deliden
murat cesur
insandır.
Ahan su pisluh
tutmaz:
Akan su, pisliği
de alır götürür.
Beyük öküz
ölmadan yeri
belli olmaz:
Bazı değerli
kimselerin
kıymeti ölünce
anlaşılır.
Borç yigidın
qamçısidur:
Borç, borçluyu
daha çok
çalışmaya teşvik
eder.
Bulanuh suda
baluh avlanmaz:
Kargaşanın
bulunduğu yerde
iş yapılmaz;
yapılsa bile
sonuç alınmaz.
Bulut gedar
Ahısxa’ya, san
gir pasxaya;
bulut gedar
Muş’a, san get
işa:
Bulut Ahıska’ya
doğru yönelirse
yağmur
yağacaktır;
bulut Muş’a
doğru hareket
ederse hava açık
olacaktır.
Can yanmadan
gözdan yaş
galmaz:
Gözyaşının
olduğu yerde acı
vardır.
Eyluk et taş
altına qoy:
İyilik, nerede
olursa olsun
değerlidir,
faydalıdır.
Eyluhtan maraz
doğar:
Nankör kimseler
iyilikten
anlamaz, başa
belâ olur.
Ho benim öküzüm:
Anlayışsız,
denileni
kavramakta
güçlük çeken
inatçı kimse.
Öküz gibi
olanlar için
kullanılan söz.
Keçi dağda, kıl
haranda:
Keçi dağda
gezerken, ondan
elde edilen
kılların kıl
kabında
bulunduğu
vurgulanıyor.
Bazı kimseler
uzaklarda olsa
bile, onların
eserlerinden
faydalanmaya
devam ettiğimiz
belirtiliyor.
Keskun balta
sapından belli
olur:
Kıymetli insan
her hâlinden
bellidir.
Kimi sevarsan
gözal odur:
İnsan,
sevdiğinin
kusurlarını
göremez.
Korun taşi,
kelın başına
degarmiş:
Hiç mümkün
olmayan iki
ihtimalin her
nasılsa bir
araya gelmesi.
Mart qapidan
bahturur, kazma
kürek yahdurur:
Mart ayı bahar
olduğu hâlde
çetin kış
olabilir.
Musafir rızqıni
barabar gaturur:
Misafir ev
sahibine bir yük
getirmez.
Namazda gözi
olmiyanın ezanda
qulaği olmaz:
Bir işi yapmaya
gönlü ve niyeti
olmayan insanın,
o işle ilgili
gelişmeleri
takip etmemesi
anlamında
kullanılmaktadır.
Odun oduni
yarar, ahmah
kendıni yorar:
Bir işi yaparken
uygun alet
kullanmalı; aksi
takdirde boş
yere emek
harcanır. İki
belâlı, kavga
ederken onları
ayırmak isteyen
boş yere dayak
yer, anlamına da
gelir.
Oduni yaranın
yanında durulmaz:
Belâlı
insanlardan uzak
durmalı.
Omiyerım
bacımdan, bacım
ölmiş acından:
İhtiyaç
duyduğumuz şeyi,
bazen en
yakınımızdan
bile alamayız.
Orospunun başına
işamişlar da, na
sicax yağmur
yağiyer, demiş:
Ahlâksız
insanlar,
kendilerine
yapılan çirkin
davranışları
umursamazlar.
Ögür alacax
inek, öküza
aşarmiş:
Bir kimsenin
başkasını tahrik
etmesi hâlinde
söylenir.
Öküzun çektuğuni
qayiş bilur:
Bir işin
zorluğunu ancak
o işi yapan
bilir.
Öküzün beyügüni
dögarlar:
İki kişiden
akıllı olan veya
lider olan
kimse, onların
birlikte
verdikleri
zararlardan
sorumlu
tutulması
gerekir. Zarar
veren iki
kardeşse, büyük
kardeş hesap
vermelidir.
Ölüsi olan bir
gün, delısi olan
her gün ağlar:
Sürekli ıstırap
veya acıya
katlanmak daha
zordur. Ölüm
olayı bir anda
olup biter.
Sonra unutulur,
ancak sürekli
acı daha büyük
ıstırap verir.
Meselâ yatalak
hastanın durumu
gibi…
Poh yiyan qarğa,
nikartından
belli olur:
Kötü işlere
bulaşan kimsenin
yaptıkları,
bıraktığı
izlerden dolayı
sonunda ortaya
çıkar.
Poh yiyanın
qaşuği da
barabar olur:
Bir işe
girişecek
kimsenin, o iş
için gerekli
olan aletleri de
yanında
bulundurması
gerekir.
Qarğaya pohun
derman demişlar,
getmiş deryanın
ortasına siçmiş:
Bu söz,
başkalarına
iyilik yapmayı
sevmeyen
kimseler için
kullanılır.
Başkasına
faydası olmasın
diye bildiği bir
şeyi saklayan,
kimseye
söylemeyen bir
kimsenin durumu
gibi…
Qatır qulun
atmaz:
Verimli olmayan,
bir şey
üretmeyen kimse
için söylenir.
Qavğa ya çocuh
ya it ya da kari
yüzündan çıxar:
İnsanlar
arasında
kavganın, daha
çok hangi
sebeplerle
çıktığı ifade
ediliyor.
Qaz galan yerdan
tavuh esirganmaz:
Daha büyük
menfaat elde
edilecekse,
küçük bir
fedakârlıktan
kaçınmamalı.
Qılavuzi qarğa
olanın burni
pohdan
qurtulmazmiş:
Kötü insanın
ardından
gidenlerin başı
her zaman
belâdadır.
Qızi başi boş
bırahursan ya
davulciya ya
zurnaciya qaçar:
Çocuklar her
zaman anne ve
babanın
tecrübesine
muhtaçtır; kendi
hâline
bırakılırsa
yanlış kararlar
alabilirler.
Qomşi qomşinın
külüna muhtaçdur:
Komşunun komşuya
her zaman
ihtiyacı vardır.
Qurt kocayınca
keçi
buynuzlarmiş:
Bir kimse, sahip
olduğu güç ve
itibardan
düşünce en düşük
insanlar bile
onu saymaz.
Saçi uzun aqli
kısa…: Bazı
kadınlar tek
başlarına karar
verdiklerinde
iyi sonuç
alınamayabilir.
Sağır eşitmaz,
benzadur:
Bazı kimseler
işine gelmeyen
sözleri
duymazlıktan
gelir veya
duyduğu sözleri
işine geldiği
gibi anlar.
Sözün yorumunu
kendi menfaatine
uygun yapar.
San ağa ben ağa
ineklari kim
sağa: Bir
iş karşısında
herkes kendi
görev ve
sorumluluğunu
yerine
getirmelidir;
inatlaşmak
sadece zarar
verir.
San na dersan
de, imam
bilduğuni ohur:
Hayatın
gerçekleri her
durumda aynıdır,
değişmez.
Sessiz atın
tekmasi pek
olurmiş:
Sabırlı
insanların sabrı
taşınca
umulmadık
durumlar ortaya
çıkabilir.
Seyirciya güleş
qolaydur:
Bir işin
zorluğunu ancak
o işi yapan
bilebilir.
Siçandan doğan
davarcux kesar:
Çocuklar anne ve
babanın birçok
özelliğini
taşırlar. Bu
ırsî, meslekî ve
ahlâkî bakımdan
olabilir. Bu
sebepledir ki,
bir kimseyi
araştırırken,
öncelikle
ebeveyninin kim
olduğuna bakmak
lâzım.
Tapan olmiş
tarlada gezamaz:
Beceriksiz,
elinden bir iş
gelmeyen kimse,
en uygun
şartlarda bile
başarılı olamaz.
Tapan olmiş
tarlada gezılmaz:
Yoluna girmiş
hayırlı bir işe
karışmamak
lâzım.
Taş yovarlanur,
çegilda durur:
Her şey
olacağına varır.
Yahut, “Para
parayı çeker!”
sözü gibi bir
anlamı var.
Taşi taşın
üsdüne qoymamiş:
Ömründe faydalı
bir iş yapmamış!
Taykeş öküz yana
çekar:
Gücünün üstünde
işe zorlanan
kimse, hileli
yollara
başvurmak
zorunda kalır.
Ununi elamiş,
elegıni asmiş:
Yaşlanmış ve
artık hayattan
beklediği bir
şey kalmamış.
Ustanın kesari
olmazmiş:
Usta insan,
sanatını
başkaları için
icra ederken
kendi
ihtiyaçlarını
ihmal edebilir.
Vahıtsız öten
horozun başi
kesılur:
Yersiz ve
zamansız
davranışlar,
sahibini zor
durumda bırakır.
Harmana
giran posrux
dirgena dayanur:
Bir işe başlayan
kimse, o işin
zorluklarını ve
tehlikelerini de
göze almış
demektir.
Harmanda
izi olmiyanın
sufrada yüzü
olmaz:
Emek vermeden
nimete
kavuşulmaz.
Hoca
osurursa cemaat
siçar:
Büyüklerin
yaptığı hatalar,
halkın daha
büyük hatalar
işlemesine yol
açar.
Yağdan kıl qıl
çekar kimi
yapacan:
Bir işi yaparken
adabına uygun
yapmak gerekir.
Yengılan
pehlivan güleşa
doymaz:
Başarısız olan
kimse, başarı
elde etmek için,
imkânsızı
başaracağını
sanarak, aynı
işi defalarca
yapar.
Yetım hırhızluğa
çıhınca ay ilk
ahşamdan
doğarmiş:
Zayıf ve düşkün
insanın işi
rasgitmez.
Yoquşta ata arpa
kâr etmaz:
İş işten
geçince,
sonradan alınan
tedbirin hiçbir
faydası olmaz.
Yovarlanan taş
yosun tutmaz:
Şartların sık
sık değişmesi,
başarıyı
düşürür.
Yüz vermayın
Ali’ya, galur
siçar haliya:
Kişiye hak
ettiği kadar
ilgi göstermek
gerekir. Aksi
takdirde zararlı
çıkarsın.
Liyakatsiz
insan, ilgiyi
yanlış
değerlendirir.
Yüzümi unni
gördün da
degirmanci mi
zandın:
İnsan, üstüne
başına bakılarak
değerlendirilmemeli.
Zopa Cennet’tan
çıhmadur:
İyi muamele ve
şefkatten
anlamayan
insanlar,
şiddetten anlar.
Zor qapiya
galınca, şer
bacadan çıharmiş:
Bazı şerli
insanlar, ancak
zorbalıktan
anlar. Onları
ancak korkuyla
kontrol
edebilirsin.