AKDAMLA DAN  ATASÖZLERİ  VE  DEYİMLER

                                                                                                                                                               Av. Hasan TORUN

 

Acın gözi haroda olur: Karnı aç olan, yiyecekten başka bir şey düşünemez.

Acela siçan iki defa siçar: Acele yapılan bir işte hata çok olur ve tekrar yapmak icab eder.

Ac avi oynamaz: Karnı aç olan, bir iş yapmaz.

Acinan tiplah qudurğan olur: Aç ve çıplak insanlar, aşırı davranışlarda bulunur ve toplum ahlâkını hiçe sayabilir.

Ağanın mali hızmetkârın cani: Hizmetkâr, ağanın malını (zengine yaltaklık derecesinde) ondan fazla kollar.

Ağır otur ki batman qaxasın: Toplum içinde ağır başlı davran ki itibarın olsun.

Ağır oturan yencilek qalhar: Oturup kalkmayı bilmek, insana itibar kazandırır.

Ağırmiyan başın ağırtma: Lüzumsuz işlere karışarak huzurunu bozma.

Ağlamiyana meme verılmaz: İhtiyacın olan şeyi istemesini bilmelisin; girişken olmalısın.

Ağliyanın mali gülene xeyir etmaz: Birinin malını haksızlıkla alan, o maldan hayır görmez.

Ağzi açuğun malıni gözi açuh yer: Malına sahip çıkmayanın malı elden gider, başkası alır.

Alişux götun töbesi olmaz: Bir kimse, tövbe etse de kötü alışkanlıkları terk etmesi zordur.

Aqılli olsun, duşmanım olsun: Akılsız biri, dost da olsa ne yapacağı belli olmaz.

Arkadaş yolda belli olur: İyi arkadaş lâfla değil, yaptıklarıyla, tecrübeyle anlaşılır.

Aşuh gezagan, dertli söylagan olur: Halk şâirleri çok gezdiği gibi, dertliler de çok konuşurlar.

At sahabına göra kişnar: Bir işi iyi yapmak için âlet kadar o âleti kullanan insan da önemlidir.

Ataş olmiyan yerdan duman tütmaz: Bir söylenti varsa, aslı da vardır.

Avi avidan qorhar: Zorbalar, iyilikten değil zorbalıktan anlar.

Avi dağa küsmiş, dağın heberi olmamiş: Birinin haberi olmadan ona karşı tavır takınmak.

Avi na bilur hurma na taddadur: Bir şeyin kıymetini anlamamak; lâyık olmadığı nimeti horlamak.

Ayranım olsun yohsa, sinek Bağdat’tan galur: Satılacak bir şeye eninde sonunda müşteri çıkacaktır.

Baltada varisa sapta da var: Kavga tek kişiyle olmaz; iki tarafta da kusur var.

Başi bir quruşinan barabardur: Çok cimri; kimseye bir kuruşluk iyilik etmeyen.

Bir uyuzli dana bir nahıri pohlar: Yaramaz bir kişi, içinde bulunduğu toplumun da huzurunu bozar, itibarını düşürür.

Çalma qapımi çalarlar qapıni: Kimseye karşı kötülük düşünürsen, biri de senin için kötülük düşünür.

Çahçah başi gozuni qırar, degirman bilduğuni ügüdur: Çaxçax, tahılın değirmen taşına düzenli olarak dökülmesini sağlar. Ama önemli olan suyun gelmesi, çarkın ve taşın dönmesidir. Taş ve çark neyse bir işin ustası da odur; usta, işini bildiği gibi yapar.

Çay geçarkan at degişdurulmaz: Bir işi yaparken rasgele araç değiştirilmez.

Çocuği yolla pox yemaya, peşına get ki çoh yemiya: Henüz olgunlaşmamış bir çocuğa bir vazife verince takip de etmelidir; aksi takdirde telâfisi olmayan bir netice çıkabilir.

Çocuh var ki vezir edar, çocuh varki rezil edar: İyi yetiştirilmiş bir çocuk ailesine itibar getirir; iyi terbiye verilmemiş çocuğun da ailesine ve etrafına zararı dokunur.

Çüruk tahta muh tutmaz: Bir iş yaparken sağlam malzeme kullanmalı; her işin temelini sağlam kurmalı.

Dana pohi suvah tutmaz: Henüz olgunlaşmamış bir çocuktan büyük işler beklenemez.

Deli alacayi, molla selacayi sevar: Zevk ve estetikten mahrum deli, karışık renkleri sever; bazı mollalar da para kazanacağı için ölü çıkmasını bekler.

Dereyi görmadan paçalari sivirma: Yapacağın işin mahiyetini bilmeden o işe başlama; kötü sürprizlerle karşılaşabilirsin.

Dilin gemugi yoxtur: Dil iyi de konuşur kötü de; mühim olan iyi şeyleri konuşmasıdır.

Eceli galan it cami duvarına işar: Belâ arayan kişi, münasebetsiz bir iş yapar, belâsını bulur.

Egri otur, doğri qonuş: Her ne olursa olsun gerçekleri dile getirmekten çekinme.

El elın eşşegıni türki çağırarah arar: Kendi işini kendin yap; zira başkası senin işini keyfine göre yapar!

Ela erıniyer ki ita dayi diyer: Tembel kimse, iş yapmamak için en liyakatsiz kimselere bile minnet eder.

Emanet ata binan çabuh enar: İşini kendi âletinle yap, başkasınınkine güvenme.

Eşşek olursan semer vuran çoh olur: Saf olursan, suistimal eder, iyi niyetini kötüye kullanabilirler.

Ev yıhanın evi olmaz: Kötülük yapan kötülük görür.

Gena galduh karapana: Gezgin Çingenelerin karapanda (köylerde üstü örtük, önü açık mekân) konaklaması gibi, dönüp dolaşıp aynı yere gelmek…

Götüna bahmiyer da kendından beyuk işlara girişiyer: Haddini aşan işleri yapmaya heveslenmek.

Gövul vardur ki gula qonar, gövul vardur ki poha konar: Gönül, kendine münasip olanı yani iyiyi de sevebilir, kötüyü de sevebilir. 

Hers galur goz qaralur, hers gedar yuz qaralur: Aşırı sinirle kendini kaybeden kişi, ağzına gelen söyler; kendine geldiğinde de söylediklerinden utanır.

İki osuruh bir dohtora bedeldur: Aşırı gazın verdiği rahatsızlıktan kurtulmak, bir doktor tedavisi kadar insanı rahatlatır.

İşi yoquşta tut da eniş galursa ihbala: Bir iş yaparken zorlukları dikkate almalı (İşini kış tut, yaz çıkarsa bahtına, sözü gibi).

İt iti arar da Şam’da bulur: Sevimsiz insanlar, dost olarak kendine yakışan birini nerede olsa bulur. 

İt utansaydi don geyardi: Ahlâksız insanlarda, utanma duygusu da yoktur.

İt zorinan tavara getmaz: Köpek zorla sürünün peşinden gitmeyeceği gibi, bir kimsedebir işi gönülsüz yapmaz; yapsa da hayır gelmez.

İtın ayağıni taştan esirgama: Yaramaz kimseye merhamet etmenin faydası yok.

İtın hatri yoxsa sahabının hatri var: Kötü olan bir kimseye iyilik yapmak istemesen de, akrabasının hatırı için iyilik yapmalı

Aci oynatma, tohi tepratma: Aç, hâlsizdir, iş yapamaz; hâli vakti yerinde olanın da dünya umurunda değildir, keyfine bakar.

Aqılli sayı sayana qadar deli köpri geçar: Akıllı, bir işten önce ince hesap yaparak zaman kaybederken, deli hemen harekete geçer. Burada deliden murat cesur insandır.

Ahan su pisluh tutmaz: Akan su, pisliği de alır götürür.

Beyük öküz ölmadan yeri belli olmaz: Bazı değerli kimselerin kıymeti ölünce anlaşılır.

Borç yigidın qamçısidur: Borç, borçluyu daha çok çalışmaya teşvik eder.

Bulanuh suda baluh avlanmaz: Kargaşanın bulunduğu yerde iş yapılmaz; yapılsa bile sonuç alınmaz.

Bulut gedar Ahısxa’ya, san gir pasxaya; bulut gedar Muş’a, san get işa: Bulut Ahıska’ya doğru yönelirse yağmur yağacaktır; bulut Muş’a doğru hareket ederse hava açık olacaktır.

Can yanmadan gözdan yaş galmaz: Gözyaşının olduğu yerde acı vardır.

Eyluk et taş altına qoy: İyilik, nerede olursa olsun değerlidir, faydalıdır.

Eyluhtan maraz doğar: Nankör kimseler iyilikten anlamaz, başa belâ olur.

Ho benim öküzüm: Anlayışsız, denileni kavramakta güçlük çeken inatçı kimse. Öküz gibi olanlar için kullanılan söz.

Keçi dağda, kıl haranda: Keçi dağda gezerken, ondan elde edilen kılların kıl kabında bulunduğu vurgulanıyor. Bazı kimseler uzaklarda olsa bile, onların eserlerinden faydalanmaya devam ettiğimiz belirtiliyor.

Keskun balta sapından belli olur: Kıymetli insan her hâlinden bellidir.

Kimi sevarsan gözal odur: İnsan, sevdiğinin kusurlarını göremez.

Korun taşi, kelın başına degarmiş: Hiç mümkün olmayan iki ihtimalin her nasılsa bir araya gelmesi.

Mart qapidan bahturur, kazma kürek yahdurur: Mart ayı bahar olduğu hâlde çetin kış olabilir.

Musafir rızqıni  barabar gaturur: Misafir ev sahibine bir yük getirmez.

Namazda gözi olmiyanın ezanda qulaği olmaz: Bir işi yapmaya gönlü ve niyeti olmayan insanın, o işle ilgili gelişmeleri takip etmemesi anlamında kullanılmaktadır.

Odun oduni yarar, ahmah kendıni yorar: Bir işi yaparken uygun alet kullanmalı; aksi takdirde boş yere emek harcanır. İki belâlı, kavga ederken onları ayırmak isteyen boş yere dayak yer, anlamına da gelir.

Oduni yaranın yanında durulmaz: Belâlı insanlardan uzak durmalı.

Omiyerım bacımdan, bacım ölmiş acından: İhtiyaç duyduğumuz şeyi, bazen en yakınımızdan bile alamayız.

Orospunun başına işamişlar da, na sicax yağmur yağiyer, demiş: Ahlâksız insanlar, kendilerine yapılan çirkin davranışları umursamazlar.

Ögür alacax inek, öküza aşarmiş: Bir kimsenin başkasını tahrik etmesi hâlinde söylenir.

Öküzun çektuğuni qayiş bilur: Bir işin zorluğunu ancak o işi yapan bilir.

Öküzün beyügüni dögarlar: İki kişiden akıllı olan veya lider olan kimse, onların birlikte verdikleri zararlardan sorumlu tutulması gerekir. Zarar veren iki kardeşse, büyük kardeş hesap vermelidir.

Ölüsi olan bir gün, delısi olan her gün ağlar: Sürekli ıstırap veya acıya katlanmak daha zordur. Ölüm olayı bir anda olup biter. Sonra unutulur, ancak sürekli acı daha büyük ıstırap verir. Meselâ yatalak hastanın durumu gibi…

Poh yiyan qarğa, nikartından belli olur: Kötü işlere bulaşan kimsenin yaptıkları, bıraktığı izlerden dolayı sonunda ortaya çıkar.

Poh yiyanın qaşuği da barabar olur: Bir işe girişecek kimsenin, o iş için gerekli olan aletleri de yanında bulundurması gerekir.

Qarğaya pohun derman demişlar, getmiş deryanın ortasına siçmiş: Bu söz, başkalarına iyilik yapmayı sevmeyen kimseler için kullanılır. Başkasına faydası olmasın diye bildiği bir şeyi saklayan, kimseye söylemeyen bir kimsenin durumu gibi…

Qatır qulun atmaz: Verimli olmayan, bir şey üretmeyen kimse için söylenir.

Qavğa ya çocuh ya it ya da kari yüzündan çıxar: İnsanlar arasında kavganın, daha çok hangi sebeplerle çıktığı ifade ediliyor.

Qaz galan yerdan tavuh esirganmaz: Daha büyük menfaat elde edilecekse, küçük bir fedakârlıktan kaçınmamalı.

Qılavuzi qarğa olanın burni pohdan qurtulmazmiş: Kötü insanın ardından gidenlerin başı her zaman belâdadır.

Qızi başi boş bırahursan ya davulciya ya zurnaciya qaçar: Çocuklar her zaman anne ve babanın tecrübesine muhtaçtır; kendi hâline bırakılırsa yanlış kararlar alabilirler.

Qomşi qomşinın külüna muhtaçdur: Komşunun komşuya her zaman ihtiyacı vardır.

Qurt kocayınca keçi buynuzlarmiş: Bir kimse, sahip olduğu güç ve itibardan düşünce en düşük insanlar bile onu saymaz.

Saçi uzun aqli kısa…: Bazı kadınlar tek başlarına karar verdiklerinde iyi sonuç alınamayabilir.

Sağır eşitmaz, benzadur: Bazı kimseler işine gelmeyen sözleri duymazlıktan gelir veya duyduğu sözleri işine geldiği gibi anlar. Sözün yorumunu kendi menfaatine uygun yapar.

San ağa ben ağa ineklari kim sağa: Bir iş karşısında herkes kendi görev ve sorumluluğunu yerine getirmelidir; inatlaşmak sadece zarar verir.

San na dersan de, imam bilduğuni ohur: Hayatın gerçekleri her durumda aynıdır, değişmez. 

Sessiz atın tekmasi pek olurmiş: Sabırlı insanların sabrı taşınca umulmadık durumlar ortaya çıkabilir.

Seyirciya güleş qolaydur: Bir işin zorluğunu ancak o işi yapan bilebilir.

Siçandan doğan davarcux kesar: Çocuklar anne ve babanın birçok özelliğini taşırlar. Bu ırsî, meslekî ve ahlâkî bakımdan olabilir. Bu sebepledir ki, bir kimseyi araştırırken, öncelikle ebeveyninin kim olduğuna bakmak lâzım.

Tapan olmiş tarlada gezamaz: Beceriksiz, elinden bir iş gelmeyen kimse, en uygun şartlarda bile başarılı olamaz.

Tapan olmiş tarlada gezılmaz: Yoluna girmiş hayırlı bir işe karışmamak lâzım.

Taş yovarlanur, çegilda durur: Her şey olacağına varır. Yahut, “Para parayı çeker!” sözü gibi bir anlamı var.

Taşi taşın üsdüne qoymamiş: Ömründe faydalı bir iş yapmamış!

Taykeş öküz yana çekar: Gücünün üstünde işe zorlanan kimse, hileli yollara başvurmak zorunda kalır.

Ununi elamiş, elegıni asmiş: Yaşlanmış ve artık hayattan beklediği bir şey kalmamış.

Ustanın kesari olmazmiş: Usta insan, sanatını başkaları için icra ederken kendi ihtiyaçlarını ihmal edebilir. 

Vahıtsız öten horozun başi kesılur: Yersiz ve zamansız davranışlar, sahibini zor durumda bırakır.

Harmana giran posrux dirgena dayanur: Bir işe başlayan kimse, o işin zorluklarını ve tehlikelerini de göze almış demektir.

Harmanda izi olmiyanın sufrada yüzü olmaz: Emek vermeden nimete kavuşulmaz.

Hoca osurursa cemaat siçar: Büyüklerin yaptığı hatalar, halkın daha büyük hatalar işlemesine yol açar.

Yağdan kıl qıl çekar kimi yapacan: Bir işi yaparken adabına uygun yapmak gerekir.

Yengılan pehlivan güleşa doymaz: Başarısız olan kimse, başarı elde etmek için, imkânsızı başaracağını sanarak, aynı işi defalarca yapar.

Yetım hırhızluğa çıhınca ay ilk ahşamdan doğarmiş: Zayıf ve düşkün insanın işi rasgitmez.

Yoquşta ata arpa kâr etmaz: İş işten geçince, sonradan alınan tedbirin hiçbir faydası olmaz.

Yovarlanan taş yosun tutmaz: Şartların sık sık değişmesi, başarıyı düşürür.

Yüz vermayın Ali’ya, galur siçar haliya: Kişiye hak ettiği kadar ilgi göstermek gerekir. Aksi takdirde zararlı çıkarsın. Liyakatsiz insan, ilgiyi yanlış değerlendirir. 

Yüzümi unni gördün da degirmanci mi zandın: İnsan, üstüne başına bakılarak değerlendirilmemeli.

Zopa Cennet’tan çıhmadur: İyi muamele ve şefkatten anlamayan insanlar, şiddetten anlar.

Zor qapiya galınca, şer bacadan çıharmiş: Bazı şerli insanlar, ancak zorbalıktan anlar. Onları ancak korkuyla kontrol edebilirsin.

Katkılarından Dolayı Avukat Hasan TORUN 'a Teşekürler. www.akdamlakoyu.com website adına Serdar AKDAMLA